Anasayfa
Guantanamo Pakistan
 

Yazan: İbrahim Yücel KAYA, Tarih: 08-02-2012 12:08  

Okunma Sayısı : 37

Beğenilme : 3

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış

 Habbab Çetin Akdeniz'in son kitabı "Guantanamo Pakistan"  dün elime ulaştı. Kitabın yazarı da bir araştırma için gittiği Pakistan'da El-Kaide paronayası ile tutuklanıp Pakistan hapishanelerinde misafir (!) edilmiş binlerce müslümandan biri. İnsanın suçlu olduğunda başına gelecekleri kabul etmesi daha kolay oluyor. Lakin hem suçsuz yere, hem de bir din kardeşin tarafından hakaret ve işkencelere maruz kalması herhalde en büyük işkence. Kitap Habbab Çetin Akdeniz'in ifadesi ile "bir borcun, Pakistan hapishanelerinde suçsuz yere yatan mahpushane arkadaşlarına karşı, yerine getirilmesi" inden yola çıkılarak kaleme alınmış. Kitapta yazarın ve diğer mahkumların yaşadıkları travma anlatılmaya çalışılmış anlayabilene. Asıl önemli nokta ise tüm yapılanların arkasında var olan unsuru görebilmekte. Gerçi bu unsur(lar) yazar tarafından gösteriliyor gösterilmesine ama hani görmek istemeyenler olur diye söylüyorum. Kitap yazarın ifadesi ile bu unsurları göstermek için de kaleme alınmış, sanırım işkenceleri yapan eller biraz da din kardeşi hassasiyetiyle ( bu durumu yazarın inceliği olarak görüyorum) gönül kırbacıyla dövülmüş.

Kitap bu zulüm ve işkencelere maruz kalmış bir kişi tarafından kaleme alınması hasebiyle bir kanıt niteliği taşımaktadır. Neyin kanıtı: "İslam adına Müslümanlara yapılan işkencelerin, dünya kamuoyundan nasıl gizlenmeye çalışıldığının bir kanıtıdır." Sözde demokratik ve insan haklarına saygılı ulusların kendi kanunları elvermediği için başka ülkelerde kurdukları gizli hapishanelerin var olduğunun kanıtıdır. Müslüman kimliği ile dolaşan ama Müslüman’a zülüm yapmaktan çekinmeyenlerin münafıklığının kanıtıdır.

Gerçekte kitapta ortaya konulan kanıtların birçoğunu biz Irak'ta, Afganistan'da hatta hatta ülkemizde görmedik mi? Ama içine konulduğumuz akvaryumda ekmeğimiz elden, suyumuz ise gölden yaşamayı tercih ettik. Bilerek veya bilmeyerek akvaryumunun dışına sıçrayanların veya akvaryuma hiç girmeyenlerin başına gelenlere tebessüm ettik.

İşte yazar bizlere birazda, bizim sandığımız, akvaryumun asıl sahiplerini göstermeye çalışmış. Tabi görmek istemeyen gözlere, idrak edemeyen zihinlere, işitmek istemeyen kulaklara kısacası kuklalara hangi kanıtları sunsanız da ne fayda. "Hak ve hakikat ne kadar açık olursa olsun, engelli kulaklara ve perdeli kalplere giremez. Gözler bakar, kulaklar işitir, fakat hiçbir şey görmez ve duymaz.(En'am 25)"

Mevla’m herkese gören göz, işiten kulak, idrak eden bir beyin nasip etsin.

Son Güncelleme: 08-02-2012 21:33

Anahtar kelimeler : ibrahimyücelkaya, habbabçetin, guatanapakistan
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...
Halkı Mağdur Edecek Eylem mi Olur?
 

Yazan: Hayrettin KAYA, Tarih: 03-02-2012 11:20  

Okunma Sayısı : 75    

Beğenilme : 7

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış

 KKTC’deki toplumsal doku, sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri, bunların halkın inanç değerlerine bakışı uzun bir süredir yakın takibimde bulunmakta. Sözde''Toplumsal Varoluş'' mitinglerinde yaşanan, senaryosu Güney Kıbrıs’ta yazılmış orta oyunu oynanırken de büyük tepki duymuş konuyu kendi çapımda protesto etmiş idim.(Yazıya Git...>)

Uydu üzerinden yayın yapan BRT, Ada Tv gibi televizyon kanallarını dikkatlice izlerim. Baktım bir haber okunuyor. ''KKTC’de KTOEÖS’nin uyguladığı grev nedeni ile öğrenciler karnelerini alamadan yarıyıl tatiline çıktı.''

İnsanın''Aaa!..Ne güzel oradaki eğitim sendikaları haklarını alabilmek için bu tarz bir eylem bile yapabilmekte''diye düşünesi geliyor.

Acaba durum gerçekten öylemi?

Haber bugün Türkiye basınına da yansıyınca kazın ayağının öyle olmadığı ortaya çıkıverdi.(Habere Git...> )

Meğer eylemin amacı bir takım haklar olmakla birlikte asıl neden ‘Sendikaların Haspolat Meslek Lisesi’ndeki İlahiyat bölümünün Haspolat Meslek Lisesi’nden alınıp başka bir yere taşınmasıyla ilgili...’olunca insanın aklına ister istemez bir değil birkaç soru işareti geliyor elbet.(Habere Git...>)

Aynı zihniyete mensup sendikaların, kısa bir süre öncede ülkeyi elektriksizliğe mahkûm ederek halkı içine düşürdüğü çağdışı görüntülerine ne demeli?

Gazeteci Gözde Akben’in konu ile ilgili yazısında, KKTC’de sendikal mücadelede insan faktörünün çıkarlar karşısında nasıl devre dışı bırakıldığını gösteren doneler bulunmakta.

Diyor ki Akben;

Son Güncelleme: 04-02-2012 11:57

Anahtar kelimeler : hayrettinkaya, kuzeykıbrıs, sendikalmücadele
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...
Adâb-ı Muâşeret
 

Yazan: Abdullah Yadigar, Tarih: 02-02-2012 10:46

Okunma Sayısı : 66    

Beğenilme : 14

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış

 Osmanlıca sözlüklere baktığımızda âdâb; Edep kelimesinin çoğuludur. Edepler. Edep ve ahlâk kaideleri. Edebin anlamı; Terbiye. Kavlen, fiilen insanlara lütuf ile muamele etmek. Güzel ahlak. Âdâb-ı Muâşeret ise; Beraber yaşayışta, hoş ve İslâmca yaşama ve geçinme usulleri. Ahlaken uyulması gereken hususlar; terbiye ve nezaket kaideleri. Şeklinde ifade edilmektedir.
Fıkıh ıstılahına göre edeb, "Peygamberimiz (s.a.s.) in sünnetine uygun olarak yapılan hareketlerdir. Daha geniş ifadesiyle Allah'ın ve Peygamber'in emir ve yasaklarına uygun biçimde hareket etmektir.
Eskiden mektepler, medreseler, okullar, dergâhlar öncelikle birer edep mektepleri idi. Hangi kademede ve mevkide olursa olsun her dersin olmazsa olmazı ''edep''ti. Edeple, adab-ı muaşeretle ilgili ciltlerce kitaplar yazılmıştır. Adabı muaşeret kitapları kıraathanelerde,köy ve mahalle odalarında, sürekli okunup-dinlenen başucu kitapları idi.
Mecma’-ul Adab isimli kitaplardan elimde üç-beş farklı (Osmanlıca, Türkçe) basımları var. Şöyle bir içindekiler kısmına baktım. Bazılarını ana başlıklar halinde alıyorum.
''Taharetin adabı'', ''Abdestin Adabı'', ''Guslün Adabı'', ''Misvak Adabı'', ''Ezanın Adabı'', ''Namazın Adabı'',''Duanın Adabı'', ''Cumanın Adabı'',''Orucun Adabı'',''Bayramların Adabı'', ''Kurban Kesmenin Adabı'',''Haccın Adabı'',''Kabir Ziyaret Etmenin Adabı'',''Dargınları Barıştırmak'', ''Misafire İkramın Adabı'',''Hasta Ziyaretinin Adabı'', ''Cenaze Defnetmenin Adabı'', ''Defnden Sonra Cenaze Sahiplerinin Adabı'', ''Tevbe Etmenin Adabı'', ''İstişare Etmenin Adabı'', ''Evlenmenin Adabı'', ''Çocuk Emzirmenin Adabı'', ''Çocuğa Ad Koymanın Adabı'', ''Emri bil-maruf Nehyi Anil-münkerin Adabı'', ''Mevki Sahibi Olanların Adabı'', ''Selam Vermenin Adabı'', ''Başkasının Evine Girmenin Adabı'',''Borçlanmanın Adabı'', ''Meclisin Adabı'', ''Konuşmanın Adabı'', ''Yemek Yemenin Adabı'', ''Elbise Giymenin Adabı'',''Ev Yapmanın Adabı'', ''Uykunun Adabı'',''Yolda Yürümenin Adabı''gibi başlıklarla devam edip gider. Tabii bunlar alt başlıklar halinde devam ederek, detaylar anlatılıyor.
Muhaddisler, Peygamberimiz'in (s.a.s.) bizzat yaşadığı ve ümmetine tavsiye ettiği edeb ve ahlâk kaidelerini ihtiva eden hadîsleri, tasnîf ettikleri hadîs kitaplarında ''Kitâbu'l Edeb'', ''Bâbu'l Edeb'' gibi başlıklar altında toplamışlardır. (Buhârî Edeb; Müslim Edeb, Muvattâ Hulk...) gibi.
Her konuda olduğu gibi, güzel ahlâk konusunda da örneğimiz olan Peygamberimiz (s.a.s.) ahlâkça insanların en güzeli idi. Peygamberimiz güzel ahlâkı tarif ederken şöyle buyurmuştur: ''İyilik güzel ahlâktır; fenalık da, kalbin yatışmadığı ve halkın duymasını hoş görmediğin şeydir.''
Diğer bir Hadisi Şerifte de; ''İnsanların en hayırlısı ahlâkça en güzel olanıdır.'' buyurmuştur.

Son Güncelleme: 02-02-2012 11:02

Anahtar kelimeler : abdullahyadigar, adâbımuâşeret
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...