Anasayfa
Çizgi Film Persepolis’e Para Cezası mı?
 

Yazan: İbrahim Demirkan, Tarih: 12-05-2012 23:15

Okunma Sayısı : 45

Beğenilme : 5

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış


 Tunus’ta özel bir televizyon kanalının sahibi, ‘Persepolis’ filmini yayımlayarak kamu düzenini bozduğu gerekçesiyle 1400 dinar (yaklaşık 1619 TL) para cezasına çarptırılmış.

Verilen haberlerde genel olarak şöyle deniliyor; Tunus mahkemesi, “Nessma TV” adlı televizyon kanalının sahibi Nebil Karui’yi dindar kişilerce kutsal addedilene hakaret eden, Tanrı tasvirinin yer aldığı “Persepolis” adlı çizgi filmi yayımlayarak kamu düzenini bozmaktan suçlu bulunmuş.

Kararın açıklandığı mahkeme binasının önü, televizyon kanalı aleyhinde ve lehinde sloganlar atan büyük kalabalıklarca düzenlenen gösterilere sahne olmuş ve gösteriler sırasında Selefiler “Laiklerin Tunus’ta yeri yok” şeklinde sloganlar atmışlar.

Şimdi gaza getirme, olmayan bir şeyi var gibi gösterme ya da siyahı beyaz gösterme diye buna derler.

Filmde tanrı tasviri filan yok orayı geçelim tamamen abartma ve çarpıtma.

Bir defa 2007 Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülüne layık görülen ve Fransızca konuşturulan bu siyah-beyaz çizgi film tek derdi İran gibi gözükse de (Bir çok İranlı sinemacının filmi de bu festivalde ödüle layık görülmüştür yani batılılar illa İran düşmanı filmleri ödüllendirmiyorlar) şeriat yada laik düzenlerin insana mutluluk getirmediğini ve getiremeyeceğini anlatan yapısıyla kesinlikle tek taraflı bir yapım değil.

Şimdi dikkatleri buraya toplarsanız bu filmle ilgili önemli bir yönünden bahsedeceğim; Film Türkiye gibi laikliği benimseyen (Buna Tunus’da dâhil) ülkelere aslında açıkça ‘Batıya hayatta yaranamazsınız, bizlere boşa benzemeye çalışmayın biz sizleri kabul etmeyiz’ mesajını veriyor. Filmin ana öğesi olan kadın karakter batıda aradığı mutluluğu gerek aşk hayatında gerekse insanca yaşama zemininde kazanamamış bir insan olarak filmi bitiriyor. İzleyenler görecektir ‘Ötekileştirilmiş’ ve her daim ikinci sınıf vatandaş konumunda bir hayata mahkûmsun mesajıyla filmi sonlandırıyor.

Bana göre İslamcıları değil tam tersi laikleri vuracak bir film.


Son Güncelleme: 12-05-2012 23:51

Anahtar kelimeler : ibrahimdemirkan, persepolis
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...
İlle de Bir İdeolog /Ya
 

Yazan: Rafet Küçük, Tarih: 01-05-2012 19:06

Okunma Sayısı : 87    

Beğenilme : 14

Yayınlama yeri : Edebi Sohbet Yazıları, Hayata Edebice Bakış

 hakikati yetirmeyen nedir kimisinde
arttırdığı nedir bilmem
eksik olmaz hiç…
cehennem diyordu.

Bir kısmım bir kısmımı yiyor ya Rabb
koca yıldızlara bak, o da öyle

böylesi bir derya iken hakikat
damla olamaz da
pınarım ben çınarım ben
ol karınca....

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Cehennem, Rabbine şikâyet ederek dedi ki: “Ey Rabbim, bir kısmım diğer kısmımı yiyor.” Bunun üzerine ona iki nefese izin verdi: Bir nefes kışta, bir nefes de yazda. İşte bu, en şiddetli bulduğunuz hararettir. Öbürü de en şiddetli bulduğunuz soğuktur.”

[Buhârî, Bed'ül-Halk 10; Müslim, Mesâcid 185, (617); Tirmizî, Sıfatu Cehennem 9, (2595); İbnu Mâce, Zühd 38, (4319); Muvatta, Vükûtu's-Salât 27, (1, 15).]

YILDIZLARIN HAYATI

Yıldızlar yaşam sürelerinin %90’ında çekirdek yakınında yüksek sıcaklık ve yüksek basınçlı çekirdek kaynaşması tepkimeleriyle hidrojeni helyuma çevirir. Bu tür yıldızların ana dizide olduğu söylenir ve cüce yıldız diye adlandırılırlar. Ana dizinin başlangıcından itibaren yıldız çekirdeğindeki helyum oranı düzenli olarak artar ve dolayısıyla da çekirdekteki çekirdek kaynaşması tepkimesini istenen hızda tutabilmek için yıldızın sıcaklığı ve parlaklığı yavaşça artacaktır. Örneğin yaklaşık 4,6 milyar yıl önce ana diziye giren Güneş’in o zamandan beri parlaklığının %40 arttığı tahmin edilmektedir.

En azından beşte iki güneş kütlesine sahip olan yıldızlar çekirdeklerindeki hidrojeni tükettiklerinde dış katmanları genişler ve soğuyarak bir kırmızı dev oluşturur. Yaklaşık 5 milyar yıl sonra Güneş kırmızı dev olduğunda o kadar büyük olacak ki Merkür’ü ve büyük olasılıkla Venüs’ü de içine alarak yok edecektir. Kurulan modellemelere göre Güneş’in Dünya’nın şu anki yörüngesinin (1 astronomik birim, ya da AU) %99’u kadar genişleyeceği tahmin edilir. Ancak o zamana kadar Güneş’in kütlesinin azalması nedeniyle Dünya’nın yörüngesi 1,7 AU’ya çıkacaktır ve böylece güneşin içinde kalmaktan kurtulacaktır. Ancak Güneş’in parlaklığı birkaç bin katına çıkarken Dünya üzerinde ne okyanus ne de havayuvar (atmosfer) kalacaktır.

Ve tabii sonra da küçülecek.. Beyaz cüce olacak. Dünya kütlesi kadar bir şey olacak. Isısı ve ışığı kalmayacak tabii.

Şimdi… Yıldızların yaşamı ile hadis arasındaki paralelliğe pür dikkat.

 

 Yazan

Rafet Küçük

Son Güncelleme: 01-05-2012 20:28

Anahtar kelimeler : rafetküçük, ideolog
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...
''Ölüleri Gömecek Adamlar''Kalmayınca...
 

Yazan: Hayrettin KAYA, Tarih: 01-05-2012 15:11

Okunma Sayısı : 155    

Beğenilme : 13

Yayınlama yeri : Eğitim-Öğretim Dünyası , Eğitim-Öğretim Dünyası

 İmam Hatip Okullarının tarihine baktığımızda, bu okullarla ilgili her yeni atılım yâda bu okullara vurulan her darbede siyasi ve insanî kaygıların ön plana geçtiğini görmekteyiz.

Ne demek istediğimizi daha iyi anlatabilmek için bu okulların tarih çizgisinde karşılaştığı bazı gelişmelere bir bakmak gerek.

Cumhuriyet öncesinde medreselerin bünyesinde “Medresetü’l-Vâizin” ve “Medresetü’l-İrşadin” isimli imam, vâiz ve müftü yetiştiren medreseler vardı. 1913’ de bir reform yapılarak bu iki medrese birleştirildi ve “Medresetü’l- Eimme ve’l Hutebâ” yani “İmam-Hatip Okulları” oluşturuldu.

Cumhuriyet sonrası 3 Mart 1924/430 sayılı “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” çıkarıldı. Böylece tüm medreseler ve de mektepler “Maârif Vekâleti (=Milli Eğitim Bakanlığı) ne” bağlandı. Medresetü’l-Eimme’de okuyan 2258 öğrenci vardı. 29 tane de okul mevcuttu. Bunun için Tevhid-i Tedrisât kanununun 4. maddesi: “Maârif Vekâleti, yüksek diniyât mütehassısları yetiştirmek üzere Daru’l-Fünunda (İstanbul Üniversitesi) bir ilahiyat fakültesi te’sis, imâmet ve hitabet gibi hidemât-ı diniyenin ifâsı vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşâd edilecektir.” Diye İmam-Hatip Mektepleri’nin açılmasını hükme bağlıyordu.
1923–1924 öğretim yılı başında Afyon, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bolu, Bozok, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hopa, Isparta, İstanbul, Maraş, Kastamonu, Kayseri, Konya, Kütahya, Manisa, Niğde, Ödemiş, Sivas, Şavşat, Urfa, Tire, Ulaş olmak üzere 29 yerleşim biriminde 29 imam hatip mektebi açıldı.

Ancak bu 29 İmam Hatip Okulunun sayısı ''öğrenci ilgisinin azlığı''gerekçe gösterilerek iki yıl içinde 20'ye, 1926–1927 yılında ise Kütahya, İstanbul dışındaki okullar kapatılarak 2'ye kadar düşürüldü.1931–1932 eğitim-öğretim yılından sonra ise tamamen kapatıldı.

Sayıdaki bu düşüş ve kapanmanın diğer sebepler:

1)15.12. 1927 tarih ve 846 sayılı “Şûray-ı Devlet” (Danıştay) kararı ile “Din Görevlileri” memuriyet olmaktan çıkarıldı.
2)Bu okullar 4 yıllık ortaokul seviyesinde tutuldu,
3)Lise ve yüksekokul imkânı verilmedi,
4)Diğer meslek ve teknik okulların câzibesi artırıldı,
5)Medreseler dönemindeki burs ve imkânlar kaldırıldı,
6)Laiklik adına “Din Eğitimi” ne cephe alındı ve bir ihtiyaç olmaktan çıkarıldı.

Son Güncelleme: 04-05-2012 06:32

Anahtar kelimeler : hayrettinkaya, imamhatipliseleri
Editors review User comments Quote this article in website Favoured Print Send to friend Save this to del.icio.us Related articles Read more...
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 4 Toplam: 6